Ebeveyn-Çocuk-Başkaları üçgeninde iki tür ilişki vardır:  

  • 1-     Başkalarını çocuğundan önemli tutanlar
  • 2-     Çocuğunu başkalarından önemli tutanlar.

Başkaları, kimlerden oluştuğu belli olmayan, insanın üzerinde nedensiz ve sahte gücü olan bir kavramdır. Başkaları aslında yoktur ancak buna inanırsanız ve onun sizin üzerinizde bir güç oluşturmasına engel olmazsanız, önce benliğinizle ilişkinizi, sonra da çocuğunuzun benliğiyle ilişkisini ciddi şekilde bozarsınız. Çocuğun benlik bilincini, özsaygısını, ebeveyni tarafından sevilme ve onaylanma duygusunu zedelersiniz.

Başkalarını önemseyen ebeveynlerin çocukları, kendisi için en iyi olanı bulup yapamaz. Çocuğu,  “başkaları” sürüsüne göre davranışlarını şekillendirmeye mecbur bırakır. Çocuk kendisinin önemli olmadığını düşündüğü gibi, başkalarının önemli olduğunu da öğrenmiş olur. Değer görebilmenin yolunun başkalarının istediği gibi olmaktan geçtiğine inanır. Bu yüzden çocuğun kendilik cevherinin ortaya çıkması engellenmiş olur.

Çocuğunuzun güven duygusunu tepetaklak etmek istiyorsanız, başkalarının eleştirilerini ciddiye almak bunu yapabilir. Düşünsenize çocuğun dünyası sizsiniz ve siz de gidip başkalarını odağınıza koyuyorsunuz. Şimdi bu çocuk kime güvensin? Başkalarının sözlerinin etkisinde aldığınız karar, sizin kararınız değildir.

 “Her ana-baba için evladı en önemli varlığıdır, o onun her şeyidir vesaire ama nasıl oluyorsa yaralanmamış, değersiz hissettirilmemiş, örselenmemiş çocuk yok. Kimse bunu çocuğuna yaptığına ihtimal vermiyor ama birileri yalan söylüyor. Başkalarının yanında beni eleştirdiklerinde kalbim kırılmadı mı, başkaları beğenmez diye benim istediklerim değil başkalarının istediklerini yaşadığımda kişiliğim yara almadı mı, başkaları ne der diye bana baskı yaptığınızda ben eksilmedim mi sanıyorsunuz? Her hareketimde benim varoluşum değil de başkalarının beklentileri, başkalarının kabulü, onayı, takdiri önemliydi. Ben çocuktum ama salak değildim. Ailem beni seviyor elbette ama beni bilinçsizce ‘başkası’ yaptılar. En sonunda oldum, başkası. Bana ait olanlar istenmedi, önemsenmedi, takdir edilmedi, onaylanmadı, desteklenmedi. Ben de ‘ailemin başkaları’nın istediği insan oldum. Şairin dediği gibi şimdi ben de herkes gibiyim. Yitirildim.”

Bu satırları size bir çocuğumuzun ağzından yazdım. 25 yaşında bir çocuk. Hepimiz ailemizin “başkaları endişesinin” kurbanıyızdır. Ve en acısı da ailemiz tüm bunları bize istemeden, bilinçsizce yani farkında olmadan yapmışlardır.

“Başkaları otoritesi” bizi öylesine çevreler ki hayatımızı ve ailemizle ilişkimizi yönetir. Siz anlayışlı bir karakterde olsanız bile başkaları ne der endişesi yakanıza yapışır. Otoriteye uymasını yumuşak bir üslupla yedirirsiniz ve çocuğu törpülersiniz.

Altını çizmek istediğim son nokta ise çocuğun eleştirilmesi. Akrabalar, arkadaşlar, çevredeki insanlar sizin çocuğunuzu eleştirmeye kalkarsa bunu önlemelisiniz. Çocuğunuzun eleştiri cümlelerini sünger gibi çekip benimsemesine ve duygu dünyasının yıpranmasına sebebiyet verir. Eleştirinin çocuktaki etkisini sanırım detaylı anlatsam daha yerinde olur. Eleştirilmesine izin verdiğiniz çocuk kendi haklarını arayamaz, savunamaz hale gelir. Böyle bir çelmeyi çocuğunuza takmak ister miydiniz?

Velhasılı, birinin hayatındaki tüm mutluluğu çalmak için, onu başkalarının ne dediğine odaklı yetiştirmeniz kâfi gelecektir.

One Comment on “ANNE BABALARIN BAŞKALARI NE DER ENDİŞESİ

  1. 25 yaşında bir çocuk affetmeye başlamalı artık . Affetmekle ilgili ne düşünüyorşunu ?

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s